Abhaya ismimin hikayesi ve Sannyas

 

fullsizeoutput_2

11 Mart 2016’da spiritüel ismim Abhaya’yı sevgili hocam Rumen’in benim için uygun gördüğü beş isim arasından seçtim.

Yaşamımın yoğun titreşimleri olan bir döneminden geçmekteydim. Kısa bir süre önce evlenmiş, büyük Kolombiya yolculuğundan yeni dönmüş, hayatıma derinden dokunan aile dizimi eğitimimin ilk yılını bitirmek üzereydim ve doğum günüm yaklaşmaktaydı.

Hafta başında duyurdular, cuma günü sanyass seromonisi denilen törende isim almak isteyenlerin bildirmesi gerektiğini, hiç oralı olmadım. Yeni bir isim almak nedendi? Bugüne kadar hiçbir zaman ismimi değiştirmeyi düşünmemiştim. Fakat yine de kendimi üzerine düşünürken buldum. Birkaç hafta öncesinde Kolombiya’da katıldığım on günlük inzivada yaşadığım deneyimler anlatılması güç belki de imkansızdı. Böyle bir dönemde yeni bir isim almak anlamlı gelmeye başladı ve hafta ortasında gidip geç kalıp kalmadığımı soruverdim.

Sanyass seramonisi sırasında dinlediğimiz Osho’nun konuşmalarından şu iki cümle beni çok etkilemişti. Osho’nun tanımladığı şekilde sannyas, basitçe gerçeği arayanın yoluydu ve bu yol özgürlüğe açılan kapıydı. Özgürlük sorumluluk gerektirir diyordu Osho, kendi hayatının sorumluluğunu.

Bu yeni isim alma olayının bir şekilde gelip beni bulmuş olduğu fikrini seviyorum. Bu ismi diğer beş isim arasından seçerken Abhaya dışındaki isimleri göremedim bile. Yeni ismimin anlamı: Korkularından sıyrılmış olan, korkusuz. Bu isim işte o gün orada verdiğim kararın, yaşamımdaki bu dönüşüm ve içsel alanımda ilerlemek istediğim yolun hatırlatıcısı. Değişimin bir parçası.

Aşağıda sannyas hakkında edindiğim bazı bilgileri ve Osho’nun sannyas konusunda yaptığı konuşmalardan seçmeleri, kendimce bu konu hakkında merak edildiğini düşündüğüm başlıklar altında topladım. İlgisini çekenler göz atabilirler.

Nedir bu Sannyas?

Sannyasa için Hint felsefesinde, dünya işlerinden elini eteğini çektiğin bir dönem olduğu söylenir. İçsel arayışa çıkan sannyaslar (Sannyasi (erkek) or Sannyasini (kadın)) bu dönemde dünyevi arayışlarından vazgeçer ve hayatını ruhsal arayışlara adarlar. Genel olarak barışçıl, sevgiden ilham alan ve basit bir yaşam tarzını seçen bir tutumları vardır. Fakat bunun tam olarak böyle olmadığı dönemler de olmuştur.

Müslümanların Hindistan’ı istilasından ve egemenliği altına almasından sonra, 12. yüzyıldan İngiliz egemenliği dönemine kadar, Shaiva ve Vaishnava riyazetçileri zulümlere karşı isyan etmek amacıyla askeri bir düzene girmiş ve dövüş sanatlarını geliştirerek gerilla aktivitelerde bulunmuşlardır. Bu savaşçı sanyaslar, Avrupalı sömürgeci güçlerin Hindistan’da kendilerine yardımcı olmasında da önemli bir rol oynamışlardır.

Yoga ile Sannyas’ın bir bağlantısı var mıdır?

Sannyas terimi yoga dünyasında da kullanılmıştır, birçok ileri seviye yogi için, sannyasin  olmak yoga uygulamasının son aşamasıdır. Kendilerini tamamen yogadan gelen manevi anlayışın peşine bırakabilirler.

Osho’nun Sannyas tanımı;

Osho’nun tanımladığı şekilde, sannyas basitçe gerçeği arayanın yoludur.

“Sannyas alınmaz, sannyas doğar. Gerçek kişinin içinde uyanmalıdır ve bu ancak anlayıştan gelir. Bu anlayış ile dönüşürüz. Anlayışımız değiştiğinde, bakış açımız ve davranışımız hiçbir efor olmadan değişir. Dünya aynı yerde kalmaya devam eder ama sannyas yavaşça içimizde doğar. Sannyas “Ben yalnızca bedenden ibaret değilim, ben bir ruhum” un uyanışıdır.

Cehalet bakış açısından hayata baktığımızda dünya sansara’dır. Yaşama kendi kendini bilme bakış açısından bakma ise sannyas’tır. Bu biliş ile cehalet ve bütün tutunduklarımız düşer. Dünya dışarıdadır ve orada kalmaya devam eder, içimizde ise ona tutunmayı bırakırız. Bir başka deyişle, içimizde bir sansara kalmaz.”

“Sannyas, her şeyden çok cesaret anlamına gelir, çünkü bireysellik, bir özgürlük beyanıdır, Evrensel olmanın bir beyanıdır; herhangi bir ülke, kilise, ırk, din ayrımı gözetmez.”

“Sannyas gizemli bir okuldur. Sadece büyümek ve değişmek isteyenler buna katılır.”

Sannyas bir kişiye ya da mezhebe bağlı olmayı gerektirir mi?

Sannyasin gerçeği arayan herhangi biri olabilir. Sannyasin benim değildir. Sannyasin takipçi değildir, ancak yoldaş olabilir. Eğer yaşamın anlamını arıyorsan bu yeterlidir.”

“Belli bir dönem boyunca sannyaslar bir ustayla bağlanmıştır. Fakat sannyas, birinin sana hediye olarak verebileceği bir şey değildir; doğrudan ilahi olandan alınmalıdır. Sannyas dışsal değil içsel bir süreçtir. Evet sannyasin olmak belli bir bağlılığa ve belirli bir teslimiyete ihtiyaç duyar fakat bu bağlılık, bir mezhebe ya da bir kişiye bağlı olmak değil, varoluşa ve doğaya teslim olmaktır.”

“Sannyas hareketi bir mezhep değildir. Bir mezhebi oluşturmak için bir kutsal kitap, doktrin ve sıfatlar gerekir. Bunların yanı sıra, kişinin doktrininin haklı olduğu ve diğer her şeyin tamamen yanlış olduğu kör, dogmatik bir inanca ihtiyacı vardır. Bunların hiçbiri burada yoktur.”

“Birisi gelip onu sannyas’a inisiye etmemi istediğinde, ona: Ben seni sannyas’a nasıl inisiye edebilirim? Bunu yalnızca tanrı yapabilir. Ben yalnızca inisiye olan varlığınıza tanık olabilirim. Benim işlevim tanık olmakla sınırlı, başka bir şey değil, derim. ”

“Bir efendiye bağlı olmak seni özgürleştirmek yerine esaret eder.”

“Sannyas inisiyasyonu aldığın gün sannyas olman gerekmez. Bu yalnızca şunun belirtisidir “ sannyas’ın içimde belirmesini istiyorum” . İnisiye olmak senin varoluşa evet demen, tüm kapılarını ve pencerelerini, taze hava ve güneşin dolması, seni temizlemesi ve bütünün bir parçası yapması için açmandır.”

“Kimisi İsa’ya, kimisi Buddha’ya kimisi Krishna’ya inanıyor, herkes birine inanıyor ama kimse bir mürit değil, çünkü mürit olmak bir ustaya inanmak değildir. Mürit olmak, kendine, kendi gerçeğine inanma disiplinidir.”

Öyleyse Usta’nın konumu nedir?

“Usta onu takip etmenizle ilgilenmiyor. Hayır, tam tersi; onu izlememelisiniz, aksi halde kendiniz olmayı özleyeceksiniz. Aslında, ustanın tüm işleyişi olumsuzdur. Koltuk değneklerini ve desteklerini yok eder. Seni her türlü korku, endişe ve meydan okumaya karşı savunmasız bırakır. Hepsi olumsuz. Hiç birşey yapmaz. O yalnızca bir aynadır.”

“Aynaya yaklaşıp kendi yüzünü görmene izin verir. Senin onu taklit etmeni ve onun yüzü olmanı istemez. Ona bakmanı ister. Hiçbir fikri yoktur. Yakınlaşıp baktığında kendi yüzünü bulursun. Ayna sadece aynalar; bir şey yapmaz, bir eylemi yoktur.”

“Seni mahkum edemem, seni ödüllendiremem çünkü yerine getirmen gereken hiçbir şartım yok. Benim öğrencim olmak senin kararın. Benimle bir ilgisi yok. Beni efendin olarak kabul etmek senin kararın, benimle hiçbir ilgisi yok. Ben dönüştürmeyi istemiyorum; Ben bir Hıristiyan misyoner değilim. İnsanların benim düşünceme, yaşam tarzıma dönüşmesi için çabalamıyorum.”

“Bu senin kararın. Her zaman hatırla, burada ne olursa olsun senin kararın.”

“Eğer bir sannyasin iseniz, bu sizin kararınızdır.”

“Üzerine konuşulması gereken bir şey yoktur, bütün sorumluluk sizdedir. Bu olgunluğun bir göstergesidir. Sizin elinizden tutarak ne kadar süre sizinle gelebilirim? Ellerinizi bırakmalıyım ki kendi ayaklarınızın üzerinde durabilesiniz. Bütün buları kendi elinize alıp yürümenin vakti geldi.”

Sannyasin olduğunda sonsuza kadar böyle mi kalırsın?

“Çıkış yok ise cennet bile cehenneme dönüşür.” Geçmişte ortaya atılan kurallar sannyası bir hapisaneye çevirdi.”

“Benim görüşüme göre istediğiniz zaman sannyas’ı bırakabilirsiniz, çünkü onu alan sizsiniz. Bu sizin kararınız ve başka hiç kimse sizin için karar veremez. Sannyas tamamen kişisel, bireysel bir seçimdir. Bugün sannyas alıp yarın bırakmak, başkalarından övgü ve takdir ile ödüllendirilmeyi beklememek şartıyla serbesttir. ”

“Sannyas’ı bırakırsan bu senin kararın, tekrar alırsan bu senin kararın.Her şeyi sana bırakıyorum.”

“Sannyas hareketi benim değildir. Senindir. Ben burada değilken de vardı, benden sonra da olacaktır. Bu hareket eden ve gelişen bir süreçtir.”

Sannyas olan kişi mala takmalı mıdır?

“Mala’yı geri çektim. Hindistan’da önemi vardır, çünkü Hindistan’da kırmızı elbiseler ve mala binlerce yıldır tüm dinlerin, sannyasin’in simgesi olarak kullanılmıştır. Sannyasin’in nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok inanış vardır, evlenemez bir kadınla konuşamaz, bir evde yaşayamaz, bir tapınakta yaşamalı, kırmızı giysiler giymeli, mala takmalı, günde bir kez yemek yemekli ve sürekli oruç tutmalı vs.

Bu imajı yok etmek istedim, bu yüzden kırmızı rengini seçtim çünkü bu şekilde kimin kim olduğunu ayırd etmek olanaksızdır. Hindistan’da neredeyse üç yüz bin sannyasin vardı. Sannyasinlerim geleneksel sannyasinler arasında muazzam bir sıkıntı yarattı, kız arkadaşlarıyla sokaklarda yürüdüler, günde iki kez en iyi yemekleri yediler, bu insanlar yirmibirinci yüzyıla aitlerdi, eski sannyasinler kızdı çünkü onların imajını yerle bir ettim.

Şimdi batı toplumlarına geldiğimizde bu kırmızı giysilere artık ihtiyaç yok, çünkü batıda hiçbir zaman dinin simgesi olmadılar. Hindistan’da görevlerini yerine getirdiler. Sannyasin’in bir karısının olabileceğini, çalışabileceğini, kazanabileceğini, ibadet etmek zorunda olmadığını gösterdiler.”

“Toprak rengi elbiselerin, taktığın mala, bunlar kurallar. Bu bir oyun. Bu gerçek sannyas ile kastettiğim şey değil. Ama oyunlara alışkınsınız, sizi kuralsız bir hayata götürmeden önce, geçiş döneminde kurallara ihtiyacınız olacak. Bu kurallardan ve oyunlardan bağımsız bir dünyaya geçerken, bir köprünün olması gerekiyor.”

“Farkına vardım ki insanlar kıyafetlerini çok kolayca değiştirebiliyorlar fakat zihinlerini değil. Mala takabilirler, ama bilinçlerine ilerleyemezler. Bu giysileri giyip, malaları takıp, isimleri alıp sannyasin olduklarını düşünürler ama sannyasin bu kadar ucuz değil. Zamanı geldiğinde yeterince olgunlaştığında bunu farkedersin.”

“Sannyas içsel bir yolculuktur dışarısı ile bir alakası yoktur bu nedenle malaları, kıyafetleri giymeye gerek yoktur. Eğer malanızı takmak istiyorsanız evde meditasyon sırasında takın.”

Sannyas İsmi kişiyi değiştirir mi?

“İsim yalnızca bir isimdir. Sen isimsizsin. İsimler etiketlerden ibarettir, hiçbir isim seni sınırlandıramaz, faydacı hiçbir şey manevi değildir. Doğduğumuz an daha ilk nefesimiz ile birlikte koşullanmalar başlar, bundan kaçınılamaz. Ailen, birlikte oyun oynadığın çocuk arkadaşların, mahalle, okul, kilise ve devlet… çocuk taklit ederek öğrenmeye ve bilinçsizce biriktirmeye devam eder. Endişelenmeyin, bu dünyanın normal halidir: herkes koşullandırılmıştır. Ve herkes bu koşullandırmadan çıkmalıdır. Bu zordur, soyunmak gibi ya da cildinizi soymak gibi değildir çünkü bütün bu koşullandırma bizim kimliğimiz haline gelmiştir. Hindu, Muhammed, Hristiyan olarak tanıyoruz. Ve koşullandırmayı bırakmanın en büyük korkusu, kimlik krizine girebileceğimiz korkusudur. Bu koşullanmaları bırakmak zordur, çünkü bu tüm geçmişiniz, zihniniz, egonuz, her şeyinizdir.”

“İsimlere aldanmayın. Size verdiğim isimler sevgililerin tatlı sözleri gibidir.”

Sannyas yolu meditasyon,

“Sannyasin’lerimin yaşamını bütünüyle yaşamasını isterim, ama mutlak bir koşulla, bu da farkındalık ve meditasyon. İlk önce meditasyona girin, böylece tüm zehirli tohumların bilinçsizliğini temizleyebilirsiniz.”

“Size sannyasin olmanın ne demek olduğunu anlatmayacağım bunun yerine meditasyonu anlatacağım. Şimdi, size nasıl sevmeniz gerektiğini anlatmayacağım, yalnızca sevgiyi tanımlayacağım ve gerisini size bırakacağım. Eğer kalbinizden bir şarkı yükselirse sizi hiçbir şey tutamaz. Eğer şarkı yükselirse, vermenin ya da almanın bir önemi kalmaz, mürit olursunuz, meditasyon yapabilirsiniz, sannyasin olabilirsiniz, aydınlanmaya erişebilirsiniz, hayatın nihai hazinesi olan moksha dediğimiz nihai hazineyi elde edebilirsiniz, özgürlüğe ulaşabilirsiniz.”

“Yalnızlık senin tek arayışın olmalıdır. Ve bu dağlara çekilmen anlamına gelmez. Bu basitçe farkında, uyanık, izleyen, hatırlayan olarak kalmaktır. Bu şekilde nerede olursan ol yalnız olursun. Kalabalık içinde ya da dağda bir fark yaratmaz. Kalabalıkta kalabalığı izlersin, dağda dağları izlersin, gözlerin açık olduğunda dışarıyı izlersin, gözlerin kapalı olduğunda içeriyi. Sen yalnızca tek bir şeysin, izleyici.”

“Senin sannyas olmuş olmanın bir önemi yoktur, o içsel meditasyonunu tetiklemediği müddetçe bir faydası yoktur, hiçbir şeyi değiştirmez. Meditasyon olmadan sannyas olmaz.”

“Neden yalnızca var olarak kalmıyorsun? Neden bu gereksiz acele? Sen varoluşun istediği şeysin. Yalnızca rahatla.”

“Açık bir kalp, sevgi dolu bir kalp, kendine olan derinden güven başka birşey değil. Kendi içinde saklı olan şeyi bulmak için insan eliyle yapılmış kiliselere gitmeye ihtiyacın yok. Sannyasin buradaki meditasyon tekniklerine inisiye olur ve bu patikayı yürümeye bağlı olur. Eğer bir sannyasin isen taşıman gereken tek şey meditasyonundur.”

“Size gerçeği veremem ama size ayı gösterebilirim. Lütfen ayı işret eden parmağıma takılı kalmayın. Bu parmak ortadan kalkacaktır. Ay kalmaya devam edecektir ve arayış devam edecektir. Yeryüzünde tek bir insan bile kalsa sannyasın çiçekleri açmaya devam edecektir.”

Kaynaklar:

Osho, The Last Testament, Vol. 6

Osho, Om Mani Padme Hum

Osho, Christianity: The Deadliest Poison and Zen, the Antidote to All Poisons

Osho, The Buddha: The Emptiness of the Heart

Osho, Live Zen

Osho, The Great Pilgrimage

Osho, The Invitation

Osho, The Diamond Sword

Osho, Krishna: The Man and His Philosophy

Osho, A Bird on the Wing

Osho, The Diamond Sutra

Osho, The Dhammapada: The Way of the Buddha

Osho, Beyond Enlightenment

wikipedia.org

neosannyas.org

Reklamlar

iyi seneler

(english below)

Hint Mitolojisinde, Shiva bir kişi değil tüm evrendir. Herşeyin birbirinin içinde başlayıp bittiği bilinçtir. İyi, kötü, güzel, çirkin, karanlık, aydınlık, kadın, erkek, yin, yang hepsini içinde barındırır.
Resimdeki Shiva figürü yaşam ve hareketi içinde barındıran bedeni temsil eder.

Özdeşleştiğimiz, ayrı düştüğümüz her şeyin birbirinin içinde var olduğunu, birbirini etkilediğini ve aynı zamanda ‘bir’ olduğunu daha sık hatırladığımız bir yıl diliyorum, sevgiler  

shiva

In Indian Mythology, Shiva is not a person but an entire universe. It is consciousness that everything starts and ends in each other. Good, bad, beautiful, ugly, dark, bright, female, male, yin, yang all in. The Shiva figure in the picture represents the body that is housed in life and movement.

I wish for a year we remember more, that everything that we identify, that everything we fall apart is in each other, that it affects each other, and at the same time is a ‘one’.

yantra meditasyon

(english below)

Bununla karşılaştım ve sizinle paylaşmak istedim…

yantra

Yantraya baktığında gözlerinin merkeze odaklanmasına izin ver. Ortada yer alan noktanın adı Bindu, fiziksel dünyadaki tüm çeşitliliğin temelini oluşturan bütünlüğü temsil ediyor.

Şimdi gözlerinin binduyu çevreleyen üçgeni görmesine izin ver. Aşağıyı gösteren üçgen kadının yaratıcı gücünü temsil ediyor, yukarıyı gösteren üçgen ise erkek enerjisini.

Bakışının genişlemesine ve üçgenlerin çevresindeki daireleri dahil etmesine izin ver. Daireler evrensel ritmin döngüsünü temsil ediyorlar. Dairelerin görüntüsü zamanın başlangıcının ve sonunun olmadığı kavramını cisimleştiriyor. Uzayın en uzaktaki bir yeri ve atomun en içteki özü her ikisi de aynı yaratım enerjisi ile titreşiyor. Bu ritim senin içinde ve senin dışında.

Farkındalığını dairenin dış kısmındaki lotus taçyapraklarına getir. Sanki açılır gibi dışarıyı işaret ettiklerini farket. Taçyapraklar genişleyen anlayışımızın resmedilişi. Lotus aynı zamanda kalbi ve kendi oturduğun yeri temsil ediyor. Kalp açıldığında, anlayış gelir. Yantranın dışındaki kare şekli formlar dünyasını temsil ediyor, duyularımızın bize gösterdiği madde dünyasını, ayrılık ilüzyonunu, iyi tanımlanmış kenarları ve sınırları. Figürün dış çevresindekiler dört T şeklinde ana kapı ya da geçit. Yantranın iç kısmı işaret ettiğini farket. Yaşamın içsel alanları. Bunlar dünyevi geçişi temsil eder, dışarıdan ve maddeden, içeriye ve kutsal olana.

Şimdi bir süre yantrayı izle, farklı şekillerin ve örüntülerin doğal bir biçimde ortaya çıkmasına izin vererek, gözlerin odağının gevşemesine izin vererek. Yantranın sayfa üzerindeki merkezini izle. Gözlerini hareket ettirmeden, yavaş yavaş görme alanını genişleterek. Vizyonunu genişletmeye devem et, ta ki 180 dereceden daha geniş bir bilgi alana kadar. Farket bütün bu bilgi başından beri buradaydı, yalnızca farkına vardın. Şimdi yavaşça sürecin tesine yantranın merkezine geri odaklan, şimdi hafifçe gözlerini kapat. Hala zihin gözünde yantrayı görebilirsin. Bu ilkel şekiller ile örüntüler ve yaratıcılık temsili olarak doğanın temel güçlerini ifade eder. Onlar dünyada ve sende hüküm sürüyor.

I came across this and wanted to share it with you…

yantra

As you look at the yantra, allow your eyes to focus on its center. This dot in the center is called the Bindu, which represents the unity that underlies all the diversity of the physical world.

Now allow your eyes to see the triangle that encloses the bindu. The downward pointing triangle represents the feminine creative power, while the upward facing triangle represents male energy.

Allow your vision to expand to include the circles outside of the triangles. They represent the cycles of cosmic rhythms. The image of the circle embodies the notion that time has no beginning and no end. The farthest region of space and the innermost nucleus of an atom both pulsate with the same rhythmic energy of creation. That rhythm is within you and without you.

Bring your awareness to lotus petals outside the circle. Notice that they are pointing outwards, as if opening. They illustrate the unfolding of our understanding. The lotus also represents the heart, the seat of the Self. When the heart opens, understanding comes.
The square at the outside of the yantra represents the world of form, the material world that our senses show us, the illusion of separateness, of well defined edges and boundaries. At the periphery of the figure are four T-shaped portals, or gateways. Notice that they point toward the interior of the yantra, the inner spaces of life. They represent our earthly passage from the external and material to the internal and sacred.

Now take a moment to gaze into the yantra, letting the different shapes and patterns emerge naturally, allowing your eyes to be held loosely in focus. Gaze at the center of the yantra on the page. Without moving your eyes, gradually begin to expand your field of vision. Continue expanding your vision until you are taking in information from greater than 180 degrees. Notice that all this information was there all along, you just became aware of it. Now slowly reverse the process by re-focusing back to the center of the yantra. Now gently close your eyes. You may still see the yantra in your mind’s eye. The patterns of creativity represented by these primordial shapes express the fundamental forces of nature. They govern the world and they govern you.

Kundalini ve Çakralar

(english below)

campbell

Kundalini ve Çakralar

Joseph Campbell ‘The Mythic Image’ (Mitsel Görüntü)

Zihin rüzgarla dalgalanan bir gölet yüzeyine benzer… Yoga düşüncesi bu rüzgarın yatışması ve suların dinlenmeye çekilmesine izin vermek içindir. Rüzgar estiğinde ve sular uyandığında, dalgalar ışığı ve onun yansımasını kırar ve saptırır ve tüm bunlar çarpışan bozuk formlar gibi gözükebilir. Su durulana, ayağa kalkan tortu temizlenip bir ayna kadar berrak olana kadar, yansıtılmış olan görüntü kırılan dalgalarda belirir; gökyüzündeki bulutlar, kıyıdaki ağaçlar, durgun derinlikler, saf suyun kendisi, kumlu yüzey ve balıklar. Dalgalardan doğan yansımaların bütün gerçeğin bir parçası ve yanılsaması olduğu fark edildiğinde, o tek görsel yalnızca o zaman bilinebilir. Ve bu tek görsel yogada kavranan öz kavramı gibidir. Esas olan -formların formu- bu dünya üzerinde kusurlu, fani yanılsamalar olarak gözükür: Tanrı figürü, Buddha figürü, öz bilgi denen halimize ulaşmaktır yoganın amacı.

[Kundalini]…sarılarak yükselen dişi yılan figürü – bir yılan tanrıça “bütün” ün değil “suptil” in yapıtaşı – omurganın tabanına yakın bir yerde henüz uyandırılmamış bir merkezde uyku halinde olduğu düşünülen, yedi çakranın ilki . Yoganın amacı bu yılanı yatağından çıkarmak, başını yükseltmek, ve onu suptil sinire ya da omurga kanalına, sözde “bin taç yapraklı lotus” (sahasrara)’ya yani başın taç kısmına yükseltmektir. Dişi yılan aradaki beş merkezden geçerek ve onları uyandırarak, en alttan en üst lotus merkezine yükselir; ve her bir uyanış uygulayıcının psikolojisinde ve karakterinde tümüyle kökten bir dönüşüm sağlar.

1.Çakra, [kırmızı],  Muladhara, “kök desteği”, omurganın tabanında bulunur. ‘Zor gerçekler’ tarafından yönetilen yavan maddeciliğin dünya görüşüdür… ve psikolojisi, davranışsal terimlerle yeterince tanımlanmıştır, etkin değil, tepkin olandır. Bu düzlemde yaşam şevki ve yayılmak için belirgin bir dürtü yoktur. Yalnızca rehavet haliyle varoluşa tutunma istemi vardır ve bu korkunç tutunma sonunda kırılmalıdır ki ruh bu kör istek yerine yalnızca oluşa bırakabilsin kendini.

O halde, bu seviyede bir yoginin öncelikli vazifesi kendi tinsel rehaveti içerisindeki soğuk tutunma kalıplarını kırmaktır. Kendi yaşam gücününü ve cevherini ortaya çıkarıp daha yüksek katmanlara ulaşabilmek için, bu yılan, uykunun ötesindeki ölümsüz hayatın mutluluğuna erişme yolunda onun ruhani öğretmeni ve de rehberi olacaktır.

2.Çakra, [turuncu],  Svadhisthana, “mabet”, genital bölge seviyesindedir. Kundalini bu bölgede aktif olduğunda, yaşamın tüm amacı sekstir. Sadece seksüel bir amaç için ya da bastırılmış seksüel bir arzunun yerine konulacak bir araç olarak kullanılan bütün düşünce ve eylemler cinsel motivasyon kaynaklı değildir aynı zamanda görünen ve duyulan her şey bilinçli ve bilinçsiz olarak seksüel semboller üzerinden yorumlanır.

Demekki psişik enerji, burada Freudyen libido karakterine sahiptir. Mitler, tanrılar, ve dinsel ayinler cinsel anlamda anlaşılır ve deneyimlenir.

3.Çakra, [sarı],  Manipura, “Işıldayan cevherin şehri”, karın seviyesindedir. Burada enerji şiddete dönüşür, amacı tüketmek, hakim olmak ve dünyayı sadece kendine ait bir yer haline getirmektir. Bu çakranın batı psikolojisindeki karşılığı Adler’in ‘güç isteği’ olabilir: seks bile bir fırsat haline dönüşür, erotik bir deneyim olmaktan çıkar bunun yerine daha çok başarı, zafer, kişisel tatmin ve çoğu kez de intikam haline dönüşür.

Bu üç çakranın her biri, insanın dışa dönük ve naif yaşam hallerinin yansımalarıdır: aşıkların, kavga edenlerin, inşa edenlerin ve başaranların halleri. Bu seviyede neşe ve kederin işlevi dışarıda bir yerlerde bekleyen başarıdır, insanların ne düşündüğü, neyin kazanıldığı ve kaybedildiği [bu çakraların enerjileri hayvanlarla ortak olan enerjilerimizdir]. İçe dönüş ve mistik farkındalıklar ile çok az alakası olan ya da hiçbir alakası olmayan ve yalnızca bu seviyelerde faaliyet gösteren bir din, din olmayı hak etmez. Bu durum polis otoritesinin bir adım ötesindedir. Etik kurallara ilaveler yapar, hayattaki kayıplar için elle tutulamayan teselliler sunar ve de toplumsal görevler yerine getirildiğinde onlara verilecek ödüller için sözler verir.

4.Çakra, [yeşil], Anahata, anlamı “vurulmamış”, kalp seviyesindedir. Dinsel yaşamın başlangıcı ve yeni yaşama uyanıştır, ismi ise iki şeyin birbirine vurmasından meydana gelmeyen bir sesi ifade eder. Aslında duyduğumuz tüm sesler iki şeyin birbirine vurması ile meydana gelir. Bu ses evrenin manifestosu olan enerjinin sesidir.

Böylece, kalp çakrası, spirutüel boyutun açılışıdır: gizemin tümüyle bir metaforudur… üst çakralara ulaştığında, ilk üç olmadan ilerleyemezsin: hayatta kalma, seks ve güç. Dördüncü kata ulaştığında binanın ilk üç katını yıkmazsın.

5.Çakra, [mavi], Vishuddha, “arındırılmış”, boğaz seviyesindedir. Enerjilerin geldiği hayvan sisteminden insanı geri tutan spirituel çabanın çakrasıdır. Buraya gelebilmek için alt çakralardan geçilir, pelvik çakralar reddedilmiş değildir. Şimdi fiziksel bir amaçtan spiritüel bir amaca dönüştürülmeleri gerekiyor.

6.Çakra, [indigo ya da mor], Ajna, “kumanda eden lotus”, iki kaşın ortasında yer alır. Cennetin çakrası diyebiliriz, dünya üzerinde vücut bulan formların en üst noktasındadır. Kundalini bu noktaya ulaştığında, kişi tanrıya dokunur. Burada görülecek olan tanrı, üzerine meditasyon yapılan tanrı ya da saygı duyulması öğretilmiş olan tanrı olacaktır. Bu gerçek bir yoginin karşılaşacağı en büyük engeldir. Eckhart “nihai bırakış, tanrıyı tanrıya bırakmaktır” demiştir… 7. çakrada tanrının ötesine geçilir ve artık zihin ötesine varılır: “kişiliksiz brahman” [kişiliği olmayan tanrı, ya da büyük gizem].

7.Çakra, [eflatun ya da beyaz], Sahasrara, “bin taç yaprak”, başın taç kısmındaki lotustur. Bu çakrada tanrı bilincinde olan biri yoktur. Yalnızca farklılaşmamış bilinç vardır: sessizlik [yaşamın çıktığı ve geri döndüğü] Çakra yediye ulaştığında, eylemsizliğe ulaşırsın. Katatonik bir vurgun, basitçe nesneye indirgenmiş olduğunu söyleyebilirsin.

Spiritüel hayatın başlangıcı olan 4.çakraya geri döndüğünde artık özne ve nesne birliktedir. 1.Çakra 7.Çakra’ya tekabül eder. 1.Çakranın eylemsizliği 7.çakraya ulaştığında ortaya çıkar. 2.Çakra 6.çakra’ya tekabül eder. 3.Çakra 5.çakraya tekabül eder. Böylece 3.çakradaki savaş enerjisini alıp 5.çakrada oto kontrolü pratik edebilirsin. Yani 4.çakrada bir şeyleri dönüştürebilirsin.

Örneğin, 2.Çakrada edinilen tecrübeler vasıtasıyla, eğerki bu tecrübeler sevgi ile ilişkiliyse, tanrının lütfunu ancak 6.çakrada tecrübe edebilirsin. 2.çakranın sehvet enerjisini sevgiye dönüştürürsün. Eğer 5.çakra hiç tecrübe edilmemişse fiziksel eylemle aracılığıyla tecrübe edeceklerin hakkında hiçbir fikrin olmayacak. Eğer fiziksel sevginde dokunduğun şeyin kutsal olanın sana uygun olan formda lütfu olduğunu farkedersen, dünyevi maceraların, dünyeviyi kaybetmeden spiritüele dönüşecek. İkisi birliktedir. Yani altıncı çakrada olduğu gibi tanrıya dokunursun ve de sevgiyi bu kutsal gücün bir manifestosu olarak tecrübe edersin, ve bu sevgi dünyaya bilgi sunar.

Joseph Campbell

Çeviri: Nisa Coskun ve Hüsne Çiğdem

campbell

Kundalini and the Chakras

Excerpts from ‘The Mythic Image’ By: Joseph Campbell

The mind is likened to the surface of a pond rippled by wind….  The idea of yoga is to cause that wind to subside and let the waters return to rest.  For when a wind blows and waters stir, the waves break and distort both the light and its reflections, so that all that can be seen are colliding broken forms.  Not until the waters will have been stilled, cleansed of stirred-up sediment and made mirror-bright, will the one reflected image appear that on the rippling waves had been broken, that of the clouds and pure sky above, the trees along the shore, and down deep in the still, pure water itself, the sandy bottom and the fish.  Then alone will that single image be known of which the wave-borne reflections are but fragments and distortions.  And this single image can be likened to that of the Self realised in yoga.  It is the Ultimate – the Form of forms – of which the phenomena of this world are but imperfectly seen, ephemeral distortions: the God-form, the Buddha-form, which is truly our own knowledge-form, and with which it is the goal of yoga to unite us.

[Kundalini]… the figure of a coiled female serpent – a serpent goddess not of “gross” but of “subtle” substance – which is to be thought of as residing in a torpid, slumbering state in a subtle centre, the first of seven, near the base of the spine.  The aim of the yoga then being to rouse this serpent, lift her head, and bring her up a subtle nerve or channel of the spine to the so-called “thousand-petalled lotus” (sahasrara) at the crown of the head….  She, rising from the lowest to the highest lotus centre, will pass through and wake the five between; and with each waking the psychology and personality of the practitioner will be altogether and fundamentally transformed.

Chakra 1, [RED], Muladhara, the “Root Support”, is located at the base of the spine.  The world-view is of uninspired materialism, governed by ‘hard facts’… and the psychology, adequately described in behaviouristic terms, is reactive, not active.  There is on this plane no zeal for life, no explicit impulse to expand.  There is simply a lethargic avidity in hanging on to existence; and it is this grim grip that must finally be broken so that the spirit may be quit of its dull zeal simply to be….

The first task of the yogi then must be to break at this level the cold dragon grip of his own spiritual lethargy.  And to release the jewel-maid, his own shakti, for ascent to those higher spheres where she will become his spiritual teacher and guide to the bliss of an immortal life beyond sleep.

Chakra 2, [ORANGE], Svadhisthana, “Her Special Abode”, is at the level of the genitals.  When the Kundalini is active at this level, the whole aim of life is in sex.  Not only is every thought and act sexually motivated, either as a means toward sexual ends or as a compensating sublimation of frustrated sexual zeal, but everything seen and heard is interpreted compulsively, both consciously and unconsciously, as symbolic of sexual themes.  Psychic energy, that is to say, has the character here of the Freudian libido.  Myths, deities, and religious rites are understood and experienced in sexual terms.

Chakra 3, [YELLOW], Manipura, “City of the Shining Jewel”, is located at the level of the navel.  Here the energy turns to violence and its aim is to consume, to master, to turn the world into oneself and one’s own.  The appropriate Occidental psychology would be Adlerian of the “will to power”: for now even sex becomes an occasion, not of erotic experience, but of achievement, conquest, self-reassurance, and frequently, also, revenge.

All three of these lower chakras are of the modes of man’s living in the world in his naive state, outward turned: the modes of the lovers, the fighters, the builders, the accomplishers.  Joys and sorrows on these levels are functions of achievements in the world “out there”, what people think of one, what has been gained, what lost. [These chakra energies are those that we share with the animals. Editor.]  A religion operating only on these levels, having little or nothing to do with the fostering of inward, mystical realisations, would hardly merit the name of religion at all.  It would be little more than an adjunct to police authority, offering in addition to ethical rules and advice intangible consolations for life’s losses and a promise of future rewards for social duties fulfilled.

Chakra 4, [GREEN], Anahata, meaning “not hit”, is at the level of the heart.  It is the beginning of the religious life, the awakening where the new life begins, and its name refers to the sound that is not made by any two things striking together.  All sounds that we hear are actually made by two things striking together.  It is the sound of the energy of which the universe is a manifestation.

The heart chakra, then is the opening of the spiritual dimension: all is metaphoric of the mystery…  When you reach the upper chakras, you don’t do without the first three: survival, sex and power.  You don’t destroy the first three floors of a building when you get to the fourth.

Chakra 5, [BLUE], Vishuddha, “Purified”, is at the level of the larynx [throat].  This is the chakra of spiritual effort to hold back the animal system from which the energies come.  One has gone through the lower chakras to get to here, but the pelvic chakras have not been rejected.  They now have to be turned to a spiritual, rather that physical, aim.

Chakra 6, [INDIGO or PURPLE], Ajna, the lotus of “Command”, located between the eyebrows, is what we would call the chakra of heaven, the highest chakra in the world of incarnate forms…  When the Kundalini has reached this point, one beholds God.  Any god you have been meditating on or have been taught to revere is the god that will be seen here.  This is the highest obstacle for the complete yogi…  Meister Eckhart said, “The ultimate leave-taking is the leaving of God for God.”…  At Chakra 7, you go past God and are in the transcendent: “Brahman without characteristics”. [The impersonal God, or Great Mystery. Ed.]

Chakra 7, [VIOLET or WHITE], Sahasrara, “Thousand Petalled”, is the lotus at the crown of the head.  At this chakra there is no person to be conscious of God.  There is only undifferentiated consciousness: the silence [out of which all life comes and returns].  When you hit Chakra 7, you are inert.  It is a catatonic knockout, you might say, and you are reduced simply to a thing.

Now as I see it, if you come back down to the heart, to Chakra 4, where spiritual life begins, subject and object are together.  Chakra 1 corresponds to 7.  The inertia from Chakra 1 sets in when you have hit Chakra 7.  Chakra 2 corresponds to 6.  Chakra 3 corresponds to 5.  You are then able to take the war energy from Chakra 3 and practice self control in Chakra 5.  So you can bend things at Chakra 4.

For example, through the experiences of Chakra 2, if they are of love, you are really experiencing the grace of God in Chakra 6.  You transmute the lust energy of Chakra 2 into love.  If there has been no experience of the discipline of Chakra 5, you’ll never get an inkling of what it is you are to be experiencing through the physical [act].  If in your physical love, you can realise that what you are touching is the grace of the divine in its proper form for you, this is a translation of carnal adventure into the spiritual, without the loss of the carnal.  The two are together.  You are then beholding the god as in Chakra 6 and experiencing the beloved as a manifestation of that divine power, that love which informs the world.

Joseph Campbell